18 Temmuz 2012 Çarşamba

KARA GÜN VE GÜNEŞ


SAMANYOLU’nun bizim OL-ONI’mız, yani GALAKSİ’miz olduğunu belirtmiştik. Bu GALAKSİ’nin merkezinde bulunan çekirdeğe, eski Türkler, KARA GÜN (GÜNEŞ) derlerdi.
SAMANYOLU içindeki yıldızlar, sistemler spiral şeklinde dağılmışlardır. Hepsi bu merkez etrafında döner. Eski duvar resimlerine SAMANYOLU’nun spiralleri bile görülmektedir.

A. Rabçikov, (The Changing Face of The Earth, 1975) bizim GÜNEŞ sistemimizin KARA GÜN etrafında bir turunu, 176 milyon yıl olarak veriyor.

Kâzım Mirşan’ın ALTI YARIK TİGİN, maya takvimi, KUR’AN ve TEVRAT’tan yaptığı hesaplara göre, bu tam olarak 173.836.807 yıldır!.. Aşağıdaki hesaplamalar da ona aittir.

TEVRAT, galaksimize GÖK KÜBBE diyor ve GÖK KÜBBE’de İKİ büyük IŞIK MERKEZİ (KARA GÜN ve GÜNEŞİMİZ) olduğunu belirtiyor... GÜNEŞ, gündüze hükmetmekte, KARA GÜN ise geceye hükmetmektedir. ALÂMETLER (kritik fenomenler), VAKİTLER (çağlar) GÜNLER ve YILLAR bu iki merkeze göre belirlenmektedir. (TEKVİN, Bab 1/ 8,14,16,17) (8)

GÜNEŞ IŞIĞI en kuvvetli EKVATOR’da, en zayıf KUTUPLAR’da hissedilir. Bunun tersine merkezi KARA GÜN olan KOZMİK YARIK (RADYASYON), KUTUPLAR’da maksimum, EKVATOR’da minimumdur.

GÜNEŞ-GÜNDÜZ, KARAGÜN-GECE ilişkisinden giderek EKVATOR’a GÜNDÜZ ALANI, KUTUPLAR’a da GECE ALANI dersek; TEVRAT’ın "Güneş’in gündüze, Kara Gün’ün geceye hükmettiği" şeklindeki ifadesi ile çakışır. Geceye hükmeden bu yarıkların bir ELEKTROMANYETİK alan yarattığı tahmin olunmaktadır. (TEKVİN, Bab 1/16,17)

GÜNEŞ, KARAGÜN’ün etrafında şimdiye kadar 26 tur atmış bulunuyor... Bunun 8.inci turunda ilk bakteri türleri ortaya çıkmıştır. Hayvanlar ise son turda ortaya çıkmışlardır.

Bir yumurta biçiminde olan bu yörüngede KARAGÜN’e yaklaştıkça sular göğe çekilir, ısı son derece artar. Yörüngenin KARAGÜN’e en uzak ucunda ise hava soğur, gökteki bütün sular tufanlar halinde yere iner...

Yeryüzü’nün KARAGÜN’den uzaklaşmaya başladığı, ancak hâlâ havanın yoğun nemli olduğu bir dönemde ALLOSAURUSLAR ortaya çıkmıştır. (150.031.500 yıl önce) DİNAZORLAR ise KARA GÜN’den iyice uzaklayıp Buzul Çağı’na girdiğimiz bir dönemde yok olmuşlardır. (70.061.222 yıl önce)

Bizim GÜNEŞ’imize göre BAHAR-YAZ-GÜZ-KIŞ üçer aylık süreler ile hayatımızda yerini alır... Ancak KARA GÜN’e göre KOZMİK BAHAR-YAZ-GÜZ-KIŞ çok daha uzundur. Meselâ KOZMİK KIŞ 7.062.954 yıldır.

Esas büyük TUFAN, İSA’nın göğe çekilmesinden 60.731.255 yıl önce meydana gelmiştir. (9)

MAYA TAKVİMİ



KUR’AN’da KEHF (MAĞARA) Sûresi’nde geçen 309 YIL’lık süre, MAYA TAKVİMİ ’nde de belirtilmiştir... Bu sayının yeraldığı HESAP TAŞI’nın ortasına YARI YÜK taşıyan bir İS (CAN) resmi çizilmiştir. Bu İS’in doğmuş şekli de vardır. (34.487.227 yıl önce)

KÂZIM MİRŞAN, KUR’AN’da geçen ÂDEM, ŞİT, NUH, İBRAHİM, İSMAİL gibi isimlerin bir şahsın başından geçenleri anlatmanın yanısıra, bu KOZMİK ÇAĞLARI bildiren sembolik bir anlamı da olduğuna işaret ediyor.

Buna göre İSA’NIN GÖĞE ERMESİ (M.S. 31) esas alındığında:

- DOĞUM YAYI (KARAGÜN etrafındaki son turunda) BAŞLANGICI ..... 161.714.986 yıl önce

- ÂDEM DÖNEMİ (ALLASORLAR’IN ORTAYA ÇIKIŞI) ....... 150.031.498 yıl önce

- ŞİT DÖNEMİ (DİNAZORLARIN ÖLÜMÜ) ......... 70.061.222 yıl önce

- NUH PEYGAMBER DÖNEMİ (BÜYÜK TUFAN) ...... 60.731.255 yıl önce

İBRAHİM DÖNEMİ (EM-BUĞ, AEGYPTOPİTHECOS’UN DOĞUMU).... 34.487.222 yıl önce

- İSHAK DÖNEMİ (UB-ÖK VEYA KENYAPİTHECUS’UN DOĞUMU)..... 16.988.378 yıl önce

- İSA DÖNEMİ (BÜ-ÖK VEYA RAMAPİTHECUS’UN DOĞUMU) ..... 12.119.075.inci yılında

- ÖLÜM YAYI 10’UN SONU (KIYAMET) (Son turun) ...... 12.121.821’inci yılında

- KIYAMETE KADAR KALAN ZAMANIMIZ (2000 yılına göre)...... 777 yıl

Kısacası TEVRAT ve MAYA TAKVİMİ bilgilerini birleştirerek elde edilen bu tabloya göre, 2000 yılından tam 777 yıl sonra, KARA GÜNEŞ etkisi dünyamız üzerinde artacak, ısı dayanılmaz boyuta ulaşacak, ve yerin bütün suyu, atmosferi göğe kaçacak, yok olacaktır! Böylece dünya üzerindeki hayat ta sona erecektir. Belki de KIYAMET'in kopması budur!

Yapılacak şey belki de KİŞİOĞLU’nun KÜNİM-İS (IŞIK GÜCÜ) ile gidebilecek gemiler yapması ve kendine yeni bir GALAKSİ aramasıdır. (10)

YARADILIŞ konusuna gelince; İlk KİŞİ-OĞLU, ÜÇ YARIK kişisidir... EM-BUĞ diye de bilinir... EM-BUĞ primat olarak kabul edilir. Yani insan, maymun ve gorillerin ortak atası.




ED-AT
****

Bundan sonra yaratılan ise BİR YARLIĞ kişisidir... EM-BUĞ’un 25, ED-AT’ın 24, AT-İT’in 23 kromozomu vardır. ÜÇ YARIK kişisi A geni, BİR YARLIĞ kişisi ise B geni taşır. O geni ise B’den türemiştir. AB geni ise ikisinin birileşmesinin sonucudur.




AT İT
İT-AT = ATA, ED-AT = ANA

****

İT-AT kadın, ED-AT erkektir. UB kuvvetli bir erkektir. BÜ kadın şeklindedir.

İT-AT, Yeryüzü kişisidir... ED-AT, OL-ONI kişisidir. Daha evrensel, hattâ ilâhî bir yönü vardır.

ALTI YARIK TİGİN’de bu ayrı genlere İS İB-İÇE APA deniyor. MAYA TAKVİMİ ’nde var olan şey (ilk A geni) bir İS’in (CAN) omuzlarında taşıdığı YARI YÜK şeklinde görülüyor... Yükün diğer yarısı (B geni) BİR’den, yani bütünden, kendinden türer.

ALTI YARIK TİGİN’i tercüme eden Çinli Üstat LÜ, şöyle diyor:

"Ölümsüzler (ED-AT) ve hakiki kişiler (AT-İT) BİR’i ağızdan ağıza aldılar ve naklettiler...
Nefesimiz ruhumuzdur, ruhumuz nefesimiz!.. Ruh kıpırdanınca İÇ (güç, kudret) doğar."
Burada KUR’AN’da ÂDEM’e RUH (TEVRAT’ta nefes) üflenmesi şeklinde geçen olaya işaret ediliyor. Ve RUH’un maddeyi harekete geçirmesi, ve hayatiyetin nesilden nesile intikali anlatılıyor.
KUR’AN’daki "ALLAH indinde bir gün sizin için 1000 yıldır" ifadesinden yararlanarak MAKRO alanda 34.487.227 yıl önce yaşamış olan AEGYPTOPİTHECUS, MİKRO alanda PAMİR’de 34.487 yıl önce yaşamış olan ÂDEM’dir. Yine MAKRO alanda 12.119.075 yıl önce yaşamış HİMALAYA eteklerinde yaşıyan RAMAPİTHECUS, mikro alanda 12.119 yıl önce ZARAFŞAN’da yaşamış olan ÂDEMOĞLU’dur. (HAABİL ile KAABİL)

Kâzım Mirşan’a göre KUR’AN’daki kişiler arasında zaman farkı vardır.

Bütün bunlar yaradılmışın İÇ İÇE GEÇMİŞ pek çok HALKA’dan oluşmasındandır.

Kâzım Mirşan, bu şekilde aslında BİR olan ve iç içe geçmiş görüntülerden oluşan bu ana varlığa BİR (VAHAD), diyor; onu yaratana da TANRI...

TEVRAT, Tanrı’nın kâinattaki görünüşüne RAB der. KUR’AN ise bunu ALLAH KÂİNATTA TECELLİ ETTİ, şeklinde verir. Aslında YARATAN da YARATILAN da aynıdır. İSLAM TASAVVUFU’nda bu AHADİYET (TANRI’nın KÂİNAT’ı yaratmadan önceki TEK, BİR, EŞSİZ hali) ve VAHDANİYET (TANRI’nın KÂİNAT’ta farklı tecellisine rağmen herşeyin aslında BİR ve BÜTÜN olması) olarak geçer.

_____________________________

(8) – Genel olarak, TEVRAT’taki bu "gündüze hükmeden büyük ışık" GÜNEŞ, "geceye hükmeden küçük ışık" ta AY diye yorumlanır.

Kâzım Mirşan bunu GÜNEŞ, ve SAMANYOLU’nun merkezi KARA GÜN olarak almış... Bu yorumun doğru olup olmadığı, BÜYÜK ve KÜÇÜK kelimelerine verilecek anlamda yatıyor. GÜNEŞ büyük, AY küçüktür... Bu açıdan genel anlayışa uyuyor. SAMANYOLU’nun merkezindeki enerji kaynağının bizim GÜNEŞ’ten büyük mü, küçük mü olduğunu bilemiyoruz. Etkisi spiralin en ucuna kadar ulaştığına göre, büyük olması gerekir diye düşünüyoruz... Ancak bu da meseleyi çözmüyor... Çünkü büyüklük ve küçüklük etki ile de ilgili olabilir. Yani daha küçük olan GÜNEŞ’imizin - bizim üzerimizdeki etkisi, büyük fakat çok uzak olan KARA GÜN’ün etkisinden daha fazla, daha büyük olabilir.

İyisi mi, biz meseleyi astronomi ile ilgilenenlere bırakalım.

(9)- Buradaki milyonlarla ifade eden rakamları Kâzım Mirşan’dan aynen naklettik. Nasıl hesap ettiğini tam olarak anlıyamadığımız için derinine inmedik. Yalnız Dinazorlar’ın ortadan kayboluşunun tarihi paleontolojik bulgulara uymaktadır.

(10) – Kâzım Mirşan’ın hazırlamış olduğu bu tabloda biz kendimize göre bazı hatalar gördük ve değişiklik yaptık.

Birincisi Yahudiler tarafından tahrif edilmiş olan TEVRAT’ta İSRAİLOĞULLARI’nın atası Hz. İSHAK öğülür, Peygamberimiz Hz. MUHAMMED’in atası olan Hz. İSMAİL ise küçümsenir ve adeta yok sayılır. Kâzım Mirşan bunun tesiri ile UB-ÖK diye adlandırdığı kötü neslin İSMAİL soyundan geldiği şeklinde tabloyu hazırlamış. Bunun başka bir dayanağı olduğunu sanmadığımız için, onu İSHAK’a çevirdik... Aslında Hz. İSHAK kötü olduğu için değil, ama onun oğlu İSRAİL (YAKUB) soyundan gelen 12 evlattan 10’unun kötü olduğunu, hem TEVRAT, hem KUR’AN belirtmektedir. Zaten ESKİ AHİT, Hz. MUSA’dan itibaren Yahudilerin nasıl ALLAH’ın emirlerine karşı geldiğini anlatır durur.

ESKİ AHİT’ten kastımız, Hz. MUSA’ya inmiş olan TEVRAT (MUSA’nın ölümüne kadarki kısım), Hz. DAVUD’a inmiş olan ZEBUR (MEZMURLAR), bu ikisi arasındakiler ve ZEBUR’dan sonra MALAKİ bölümüne kadar olan kısımdır.

Bir başka delilimiz de Hz. MUHAMMED’in "Ben Hz. ÂDEM’den bu yana hep hayırlı evlâtların soyundan gelmişimdir," meâlindeki ayettir. Yani Hz. Âdem’den alırsak, KAABİL’in değil; HAABİL’in soyundan, Hz. NUH’un oğlu HAM’ın değil; SAM’ın veya YAFES’in soyundandır. Hz. İBRAHİM’den sonra da İSRAİL oğullarından tamamen ayrılmış, Hz. İSMAİL’in soyundan gelen tek peygamber olmuştur.

BÜ-ÖK DÖNEMİ’ni, Kâzım Mirşan İSHAK diye vermiş. Biz İSHAK’ı bir önceki dönemde verdiğimiz, ve olayın Hz. İSA ile daha çok bağdaştığınızı gördüğümüz için, bu döneme İSA DÖNEMİ dedik.

Tekrar belirtelim ki, bunlar peygamberlerin kendi hayatları ile ilgili değil, KOZMİK TAKVİM ile ilgili dönemlerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder