11 Ağustos 2012 Cumartesi

Allah (CC) var mıdır? Ateist ile soru cevap


Tüm diğer insanların birçoğu ailelerini/ebeveynlerini körü körüne takip ediyor. Birisi Hristiyansa eğer, babası Hristiyan olduğu için Hristiyan oluyor. Eğer birisi Hinduysa çünkü babası Hindu diye o da Hindu oluyor. Birçok Müslüman, babası Müslüman olduğu için Müslümandır. Bu Ateistik bir düşüncedir. Babası, ailesi dindar olduğu halde kendisi aynı inanca sahip olmayabilir.

Ateistleri birçoğunun bilime ve teknolojiye inandıkları için Ateist olduklarını fark ettik. Bu insanlar düşünüyor ki; bilim o kadar ilerledi ki bizim herhangi bir kutsal kitaba ya da inanca vs. ihtiyacımız yok. Ateistlere sorduğumuz ilk soru, bir aygıt olduğunu varsayalım, bir makine, dünyada hiç kimsenin daha önce görmediği bir şey. Eüer bu aygıt senin karşına getirilirse, eğer ateistin karşısına getirilirse, bizde eğer "bu makinenin ya da aygıtın mekanizmasını/işleyişini ilk olarak kim söyleyebilir?" diye sorarsak. O ne cevap verebilir? Varsaydık ki hiç kimsenin daha önce görmediği bir makine var ve eğer ateistin karşına çıkarttık ve " bu makinenin ya da nesnenin mekanizmasını/işleyişini ilk olarak kim söyleyebilir?" diye sorduk. Ateistin size vereceği cevap bunu söyleyebilecek ilk kişi 'imalatçıdır', bazıları 'yaratıcıdır', bazıları 'mucittir', bazıları 'üreticidir' diyecektir. Her ne derlerse desinler bir şekilde benzer şeylerdir. "İmalatçı", "Yaratıcı", "Üretici", "Mucit" az çok benzer şeylerdir. Aklınızın bir köşesinde bu sözleri tutun ve devam edin.

Sonra sıradaki soruyu sorun. "Evrenimiz nasıl varoldu?" Ateist önce diyecek ki başlangıçta bir gaz bulutu (nebula) vardı, sonra big bang (büyük patlama) meydana geldi, ikincil olarak da galaksilerin oluşmasına sebep olan ayrılma oldu. Güneş, ay ve üzerinde yaşadığımız dünya. Bu bi "big bang" (büyük patlama) olarak isimlendirilir. Ne zaman evrenin yaratılışı hakkında haberimiz oldu? O diyecek ki; "yaklaşık 30-40 yıl önce bilim adamları keşfettiğinde."

Ona soru sorun "ama bahsettiğin şey (big band) Kur'an' da Enbiya (21) süresi 30ncu ayetta bahsedilmişti "inkar edenler görmediler mi ki, göklerle yer bitişikken biz onları ayırdık..." big bang hakkında söylediğin şeyler Kur'an da 1.400 yıl önce bahşedilmiş zaten. Bunu kim söylemiş olabilir? Ateist diyecektir ki "bu belki bir rastlantıdır". Problem değil, onunla tartışmayın ve devam edin.

Ayın ışığı, kendi ışığımı yok sa yansıyan ışık mı? Ateist bize diyecek ki "önceden ayın kendi ışığı olduğu düşünülüyordu, fakat son olarak ay ışığının yansıyan bir ışık olduğunu bilim sayesinde (100-200 yıl önce) öğrendik." Kur'an 1.400 yıl önce Furkan (25) suresi, 61nci ayette "Gökte burçları var eden, onların içinde bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir." Arapçada ay ışığı için kullanılan "münir" ya da "nur" yansıyan ışık manasına gelir. Yakım zamanlarda öğrendiğimiz ayın ışığının yansıyan ışık olduğunu, Kur'an da 1.400 yıl önce kim bahsetmiş olabilir? Ateist diyebilir ki "peygamberiniz Muhammed (sav) belki zeki bir adamdı." Onla tartışmayın ve devam edin.

Üzerinde yaşadığımız dünya nasıl bir şekle sahiptir? Ateist diyecek ki: "küre biçimindedir." Bunu ne zaman öğrendik? Bize diyecek ki "1597' de Sir Francis Drake, dünya çevresinde yelkenliyle dolaştı ve dünyanın küre biçiminde olduğunu kanıtladı." Fakar Kur'an bize 1.400 yıl önce Naziat (79) suresi 30ncu ayette diyor ki "Ve yeri de yumurta biçimine soktu." Arapçadaki "deHa-ha" kelimesinin anlamlarından bir tanesi "genişletmek, yaymak" iken diğeri Arapçası "dahv" olan kelimden türemiştir ve deve kuşu yumurtası manasına gelir. Bildiğimiz üzere dünya tam olarak bir top gibi yuvarlak değildir, elipsoid bir şekildedir. Eğer deve kuşu yumurtasını incelerseniz o da elipsoid bir şekildedir. Bundan 1.400 yıl önce dünyanın şeklinin elipsoid olduğunu kim söylemiştir? Tekrar Atesit diyebilir ki "senin Peybamberin (sav), belki de süper zekiydi." Onunla tartışmayın ve devam edin.

Ben okuldayken güneşin sabit olduğunu öğrenmiştim, Güneş dönüyor, fakat belli bir yörünge etrafında dönmüyor. Sonra Ateist diyecek ki "bu da mı sizin Kur'an' nınızda bahsedilmiş?" Ben diyeceğim ki "hayır, bu benim okulda öğrendiklerim." Ben okulu 1982' de bitirdim. Yaklaşık 12 yıl önce bunları öğrendim. Güneşin sabit olduğunu belli bir yörüngede dönmediğini öğrendim. ama Kur'an Enbiya (21) suresi 33ncü ayette diyor ki: "Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O' dur. Her biri bir yörüngede yürür." Kur'an diyor ki güneşin yörüngesinde dönmesinin dışında kendi ekseninde de dönüyor. Kur'an da bundan 1.400 yıl önce kim bahsetmiş olabilir? Ve ateist sessizleşecek. Uzun bir duraksama olacak. Onu beklemeyin, sadece devam edin.

Bugün, bilim bize diyor ki evren genişliyor ki bunu Kur'an 1.400 yıl önce Zariat (51) suresi 47nci ayette söylemiştir. " Ve Sema, Biz onu büyük bir kudret ile bina ettik. Ve muhakkak ki onu genişletici olan elbette biziz."

Yazarın Notu:
Kur’an’da Biz İfadesinin Kullanılmasının Sebebi
Bazı Kuran ayetlerinde neden biz ifadesinin kullanıldığı tam olarak anlaşılamadığından bu konu bir takım soruları beraberinde getirmektedir. Bu konu şu şekilde ele alınabilir. Kuran’da Allah kendisi için birinci çoğul şahıs olarak “Biz” ifadesini de, birinci tekil şahıs olarak “Ben” ifadesini de kullanır. Bu Arapçanın dil özelliğinden kaynaklanır. Arapçada ve başka bazı dillerde de azamet, yücelik ifadesi olarak bazen bir kişi kendisi için birinci çoğul şahıs olarak “Biz” ifadesini kullanır. Nitekim gerek Türkçemizde, gerek başka dillerde karşımızda tekil şahıs varken yücelik, saygı ifadesi olarak ikinci tekil şahıs olan “Sen” yerine “Siz” demekteyiz. Türkçede tekil olarak yaptıklarımız için de bazen birinci çoğul olarak “Biz” ifadesini kullanırız, fakat bu karşımızdaki tekil şahıs için çoğul olan “Siz” ifadesini kullanmamız kadar yaygın değildir.

Kısacası, Allah tevazu yapmaz, tevazu insanlara yaraşır, Allah için değildir. Allah azametini, yüceliğini, saygınlığını belirtmek için bu ifadeyi kullanır. Kuran Arapça inmiş bir kitaptır, bu yüzden Kuran’da Arapça dil özellikleri, Arapça deyimler bulunur. Allah’ın tekliği tüm Kuran’ın en temel mesajıdır ve Kuran’ın yüzlerce ayetiyle apaçıktır.

Bir noktayı daha belirtmekte fayda vardır. Kuran’da Allah kendisinden birinci şahıs olarak bahsederken hem tekil “Ben” ifadesini, hem azamet, yücelik, saygınlık belirtisi olarak çoğul olan “Biz” ifadesini kullanır. Fakat Allah’tan ikinci şahıs olarak bahsedildiğinde hep ikinci tekil “Sen” ifadesi geçer, hiçbir zaman ikinci çoğul olarak “Siz” ifadesi geçmez veya Allah’tan üçüncü şahıs olarak bahsedildiğinde hep üçüncü tekil “O” ifadesi geçer, hiçbir zaman üçüncü çoğul “Onlar” ifadesi kullanılmaz. Oysa Kuran’da binlerce defa Allah’tan ikinci veya üçüncü şahıs olarak bahsedilmiştir, bunların biri bile ikinci çoğul veya üçüncü çoğul şahıs değildir. Bu da başta dediğimiz gibi; bu ifadenin Arapçanın dil özelliğinden olduğunu gösterir.
--------------------------------------------------------

Kur'an okullarda öğrendiğimiz "su döngüsü"nden bahseder. Bernard Palissy 1580 bunu ilk tanımlayan kişidir. Suyun okyanustan nasıl buharlaştığını, bulut haline geldiğini, içeriye doğru ilerlediğini ve yağmur olarak düştüğünü. Bu "su döngüsünden" detaylı bir şekilde bir çok ayette bahsedilmiştir.

Zümer (39) suresi 21nci ayet: "Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp hâline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır."

Rum (30) suresi 24ncü ayet: "Ve O'nun âyetlerindendir ki, korku ve ümit olarak size şimşeği gösterir. Ve gökten su indirir, böylece onunla, ölümünden sonra arzı (toprağı) diriltir. Muhakkak ki bunda, akıl eden bir kavim için mutlaka âyetler (deliller) vardır."

Hicr (15) suresi 22nci ayet: "Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz."

Müminun (23) suresi 18nci ayet: "Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter."

Nur (24) suresi 43ncü ayet: "Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak."

Rum (30) suresi 48nci ayet: "Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler."

A'raf (57) suresi 17nci ayet: "O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz."

Furkan (25) suresi 48-49ncu ayetler: "O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik."

Fatır (35) suresi 9ncy ayet: "Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir."

Yasin (36) suresi 34ncü ayet: "Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?"

Mülk (67) suresi 30ncu ayet: "De ki: “Gördünüz mü, şâyet sizin suyunuz yerin altına geçse, o zaman size akarsuyu kim getirir?”"

Tarık (86) suresi 11nci ayet: "Yağmurlu göğe andolsun,"

Kur'an da yüzlerce ayet sadece su döngüsünden bahseder ki bilim bunu son dönemlerde keşfetmiştir. Konuşmaya devam edebiliriz. Bugün öğrenmeye başladık ki bitkilerin cinsiyeti olduğunu ki önceden bilmiyorduk. Kur'an Taha (20) suresi 53ncü ayette bundan bahsediyor. "... Böylece onunla çeşitli bitkilerden çift çift çıkardık."

Bugün öğrendik ki 2 tip su vardır. Tatlı ve tuzlu ve aralarında bir bariyer vardır. Buna Kur'an da Furkan (25) suresi 53ncü ayette değinilmiştir. "Allah, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır."
Rahman (55) suresi 19-20nci ayetlerinde :"İki denizi birbiri ile karşılaşacak (birbirine kavuşacak) şekilde akıttı. İkisi arasında berzah (engel) vardır, ikisi birbirinin sınırını geçemez (birbirinin özelliğini düzenini bozamaz)."

Bugün bilim adamları diyor ki dağlar deprem olmasını engellemektedir. Bu da 1.400 yıl önce Kur'an Nebe (78) suresi 6-7nci ayetlerinde bahsedilmiştir. "Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?" Kur'an biyoloji hakkında diyor ki "... hayatı olan her şeyi sudan yarattık..." Enbiya (21) suresi 30ncu ayette. Kur'an bunu 1.400 yıl önce bize haber vermiştir. Kur'an zooloji hakkında bize haber veriyor. Örümceğin hayat tarzından, Ankebut (29) suresi 41nci ayette: "Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!", Karıncalar hakkında, Neml (27) suresi 18nci ayet: "Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.", Arılar hakkında, Nahl (16) suresi 68-69ncu ayetler "Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır."

Kur'an embriyoloji hakkında bize bildiriyor. Alak (96) suresi 2nci ayet: "O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak'tan) yarattı." Alak (yapışkan madde) olduğunu yeni öğreniyoruz. Kur'an Müminun (23) suresi 13-14ncü ayetlerde embriyolojik aşamalardan bahseder."Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik. Sonra bu az suyu “alaka” hâline getirdik. Alakayı da “mudga” yaptık. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir!"

Bilimsel noktalardan konuşmaya devam edebilirsiniz. Kur'an' da 1.000' den fazla ayet bilimden bahseder. Her bilimsel gerçekten sonra "bunu Kur'an' da kim bahsetmiştir? sorusunu onlara sorun. Ateistin verebileceği tek cevaplar "yaratıcı", "imalatçı", "mucit", "üretici"dir. Bu yaratıcıyı, bu imalatçıyı, bu mucidi, bu üreticiyi biz Müslümanlar ALLAH (CC) olarak adlandırıyoruz.

Dr.Zakir Naik

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder