23 Ocak 2018 Salı

ÇARMIH MESELESİ 5nci Bölüm

Bir önceki bölümde anlattığımız korkunç hikâye, kan dökücü çığlıklar ve ağlayışlar en sert kalbi bile yumuşatabilecek seviyededir. Bunu misyonerler ve İncil savunucuları da etkili bir sömürü aracı olarak kullanmaktadırlar. Bizlere Hz. İsa’nın insanlığın günahları adına (hâlbuki kimse kimsenin günahını çekmez diye hem kitabı mukaddeste hem de Kur’an’ da ayet vardır) ölmek zorunda kaldıklarını söylendi. “Dünyanın kuruluşundan önce bu fedakârlık için hazırlıklı olunmalı”. Maddi evren oluşmadan önce bile “Baba ve Oğul” arasında bir sözleşme vardı ve bu yıl 4.000 AA (Âdem’den Sonra) {Hıristiyanların hesaplamalarına göre Dünya hepi topu 6.000 yıldır ayakta}, Tanrının kendisi gizemli Üçlemenin (1. Yuhanna 5:7’ de Türkçe İncillerde farklı olmasına göre Kral James versiyonuna göre Baba Oğul ve Kutsal Ruh diye bildiğimiz üçlemedir. Bunu bağlı oldukları kilisenin inancına göre istedikleri gibi çeviri yapmaktadırlar. Aslında araştırmalar sonucunda bunun uydurulma olduğu anlaşılmıştır. Bununla ilgili bir başka yazı dizisi hazırlayıp “KİTABI MUKADDES ALLAH’IN KİTABI MI?” diye sizlerle paylaşacağız) içerisinden seçtiği İsa olarak insani kişilik ile insanoğlunun orijinal günahları ve gerçek günahları için asılmasıydı.



Bir önceki bölümde hatırlarsanız Hz.İsa havarilerine silahlanmalarını söylemiş, havarileri bir general gibi stratejik konumlara yerleştirmiş ve kan ter içerisinde kalacak şekilde Rabbine yalvarmıştı ancak anlaşılacağı üzere çarmıha gerilme ile ilgili olarak Rabbi ona bu anlaşmadan hiç bahsetmemiş demek ki. Anlaşılıyor ki bu anlaşmadan kendisinin hiçbir haberi yoktu. Bu hikâyeden yine Kitabı Mukaddesteki İbrahim peygamberin hikâyesi aklımıza geliyor, İbrahim peygambere ilk oğlunun öldürülmesi blöfü ile kesilecek bir koç gönderilmesi olayı…



Şimdi bu duruma bir göz atalım, Hz.İsa buna isteklimiydi yoksa isteksiz mi? Eğer Tanrı insanlığın refahı ve kurtuluşu için böyle bir plan yaptıysa herhalde yanlış bir kişiyi seçmişti. Çünkü bu aday ölmeyi istemiyordu. Çünkü Silahlanmıştı, Yalvarıyordu, Terliyordu, Ağlıyordu ve Şikâyette bulunuyordu. (Hatta sözde çarmıha gerildiğinde şöyle diyordu, hem de kendi dilinde “”Eli, Bi, La’ma sabach’thani? Tanrım, Neden beni terk ettin?) Normal de şu sözleri duymamız gerekmez miydi? “Çok Şükür görevimi tamamladım Tanrım”, bugün bile yüzlerce örneği var bu tarz bir durumda, Allahuekber diyenler veya Tanrı Kraliçeyi Korusun vb. sözler ile yüzleri ve yürekleri gülümseyerek görevlerini ve fedakârlıklarını yapan insanlar vardır. Ancak Hz.İsa isteksiz bir kurban olduğunu görmemek imkânsızdır. Eğer ki bu Tanrı’nın kurtuluş şeması olsaydı o zaman bu kalpsiz bir komplo ve birinci derece cinayetten farksız olacaktı.



Binbaşı Yeats-Brown “Life of Bengal Lancer” kitabında bu Hıristiyan dogması için şunları kaleme alıyordu: “Hiçbir ittifak kabilesi, insanın kendisinde kalıtsal bir leke ile doğduğu ve bu lekenin (şahsen sorumlu olmadığı) varsayıldığı gibi o kadar gülünç bir düşünce tasarlamamıştı ki: her şeyin yaratıcısı, bu gizemli laneti etkisiz hale getirmek için tek oğlu olan oğlunu feda etmek zorunda kaldı.”



Tekrardan Getsemani Bahçesine geri dönelim ve görevleri sırasındaki havarilere bir bakalım.



Matta’ya Göre İncil’de 26:40 “Öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus’a, “Demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!” dedi.”



Markos’a Göre İncil’ de 14:39-40 “ 39 Yine uzaklaştı, aynı sözleri tekrarlayarak dua etti.40 Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına ağırlık çökmüştü. İsa’ya ne diyeceklerini bilemiyorlardı.”



Zavallı Aziz Markos, havarilerin huzursuzluklarına, muzipliklerine mazeret gösteremeyeceğini düşünüyor ve devam ediyor.



Markos’a Göre İncil’de 14:40 “…İsa’ya ne diyeceklerini bilemiyorlardı.”



Bununla birlikte tüm İncil yazarları içerisinde en açık, en tutarlı ve sistematik olan Luka bu tehlikeli özelliği tespit edip şöyle söyler:



Luka’ ya Göre İncil 22:45 “İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.”



Olağandışı Kanıtlar



Aziz Luka Hz.İsa’ nın seçilmiş on iki öğrencisinden biri olmamasına rağmen Hıristiyanlara göre çok sayıda ayrım yapmıştır. Onu “en tarihi” olan, sevilen “hekim” vb. isimlerle çağırılmaktadır, en ünlü teorisi ise “üzüntü için uyuyan” erkek teorisi benzersizdir. Ağlamalar, sıkıntılı beklemeler, hıçkırıklar ve kederli halleriyle Hz.İsa’ nın dudaklarında yankılanan bolca duaya rağmen Kudüs’teki Getsemani bahçesindekileri uykulu halde tutmaya yetiyordu herhalde. Oradaki havari olan erkekler şimdiki 21nci yüzyıl erkeklerinden farkı var mıdır? Psikolojik olarak şok, stres ve korku altında bu kişileri uyku haline sokmuş demek ki, komik. Acaba Hz.İsa’ nın havarileri evde yemeği mi fazla kaçırdılar yoksa içmeyi mi? Düşünün evde yemek bedavaydı… Son yemek, hatırladınız mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder