15 Haziran 2017 Perşembe

KUR’AN’ DA SALÂT (NAMAZ) KAVRAMI

Kur’an’ da Salât kavramı namaz değildir, İslam’ da şekilsel ibadet yoktur diye düşünen ve bu yolla insanların akıllarını karıştıran mihraklar çıkagelmiştir. Şimdi bu iddialar ile ilgili olarak yine başvuracağımız ana kaynak Kur’an-ı Kerim’ dir.

Namaz gerek İslami diğer dinlerde gerekse İslam’ın farklı mezhep inanışlarında uygulama şeklinde bugüne kadar mütevatir olarak nesilden nesile aktarılmıştır. Namazın şekilselliğini anlamak için Kur’an-ı Kerim’ de ki ayetlere baktığımızda:

Maide Suresi 6ncı Ayeti: “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.”

Eğer ki reformcuların iddia ettiği gibi salât sadece destekten ibaret ise; her destekten önce abdest almanın mantığı nedir? Abdestsizken kimse desteklenemez mi? Destek için uyanmak ve abdestli olmak şartı nasıl izah edilebilir?

Tehlike anında binek üstünde destekleşmek?

Bakara Suresi 239ncu Ayeti: “Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).

Alınlardaki secde izi?

Fetih Suresi 29ncu Ayeti: “Muhammed, Allah’ın Resulüdür (Elçisidir). Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde halinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir(Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir). İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaat etmiştir.

Namaz şekilsel değil ise alınlarda neden secde izi oluyor? Bunun cevabını bulmak çok kolaydır, eğer düşünebiliyorsanız!…

Bu özellikler Tevrat ve İncil’ de de anlatılmaktadır. Dinimizde olduğu gibi Tevrat ve İncil’ de aktarılanlar da şekilseldir. Hatta bu şekilsellik İlk Peygamberimiz Hz. Adem (as) dan son Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) e kadar şekilsel ve vakitsel olarak ta aynıdır. Şimdi bunlar için hem Tevrat’ tan hem de İncil’den (her ne kadar değiştirilse de bu anlatımlar korunmuştur) hem de Kur’an-ı Kerim’ den aktarımlara bakalım.

Tevrat Mısırdan Çıkış 3:1-5 “1 Musa kayınbabası Midyanlı Kâhin Yitro’nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün batısına sürdü ve Tanrı Dağı’na, Horev’e vardı. 2 RAB’bin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor. 3 “Çok garip” diye düşündü, “Gidip bir bakayım, çalı neden tükenmiyor!” 4 RAB Tanrı Musa’nın yaklaştığını görünce, çalının içinden, “Musa, Musa!” diye seslendi. Musa, “Buyur!” diye yanıtladı. 5 Tanrı, “Fazla yaklaşma” dedi, “Çarıklarını çıkar. Çünkü bastığın yer kutsal topraktır.” 3-5’ te kutsal bir yere girdiğinde tıpkı bizlerin de yaptığı gibi çarıklarını ya da günümüz ayakkabılarını çıkararak ibadet etme yerine ya da kutsal sayılan yere girilme şeklini görmekteyiz.

Tevrat Mısırdan Çıkış 40:31-32 “31 Musa, Harun ve Harun’un oğulları ellerini, ayaklarını orada yıkadılar. 32 Ne zaman Buluşma Çadırı’na girip sunağa yaklaşsalar RAB’bin Musa’ya buyurduğu gibi orada yıkandılar.” Burada görüldüğü üzere Allah’ın Hz.Musa’ya emrettiği üzere abdest alma ayetini görmekteyiz.

Yeni Ahit Markos’ a Göre İncil 11:25-26 “Kalkıp dua ettiğiniz zaman, birine karşı bir şikâyetiniz varsa onu bağışlayın ki, göklerdeki Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın.” Kalkıp dua dediği kısım bizim Kıyama durduğumuz kısımdır. Hz.İsa (as) burada namazın kıyam bölümünü öğretiyor, bundan sonraki iki ayette ise rüku ve secde halini göreceğiz.

Rüku ayeti Yeni Ahit Luka’ ya Göre İncil 22:41 “Onlardan bir taş atımı kadar uzaklaştı ve diz çökerek şöyle dua etti:” Türkçe İnciller de yazmıyor ancak İngilizce Kral James versiyonuna baktığımız zaman “kneeled down” yani rüku hadisesidir.

Secde ayeti Yeni Ahit Matta’ ya Göre İncil 26:39 veya Markos’ a Göre İncil 14:35 “Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı…” yere kapanıp kısmı da bizdeki gibi secde halidir.

Secde ayetleri sadece bu ayet ile de sınırlı değil. Örneğin;

Yaratılış 17:3 “Avram yüzüstü yere kapandı…”

Yaratılış 17:17 “İbrahim yüzüstü yere kapandı…”

Levililer 9:24 “…Bunu gören halkın tümü sevinçle haykırarak yüzüstü yere kapandı…”

Çölde Sayım 14:5, Çölde Sayım 16:4, Çölde Sayım 16:22, Çölde Sayım 16:44-45, Çölde Sayım 22:31, 1 Korintliler 14:25, Vahiy 7:11 ve Vahiy 11:16-17 vb.

Tevrat ve İncil’ den sonra Kur’an başvuralım:


İsra Suresi 107-108’nci ayetler: “De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” “Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler.”

Bakara Suresi 83ncü Ayet: “Hani, biz İsrailoğullarından, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. ”

Âli İmran Suresi 43ncü Ayet: “”Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi ”

Bu emir biz Müslümanlar için de vardır. Bakara Suresi 43ncü ayet: “Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.”

Ayetlerde açıkça belirtilen şekilsel ibadet bugün bazı Yahudiler, Hıristiyanlar hatta Budistler tarafından hala yapılmaktadır. Bunlar ile ilgili videolara youtube tan ulaşabilirsiniz.

Vakit:

Namaz şekilsel bir ibadet değil de destek olmuş olsaydı buna belirli vakitler şartı gelmezdi. Gecenin yarısı uyanıp birini desteklemek mi yoksa şekilsel bir ibadet olan namazı ikame etmek mi mantıklıdır?

Kıble:

Bakara Suresi 142nci Ayet: “Bir takım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir.””

Bakara Suresi 149ncu Ayet: “(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram’a (Kıbleye) doğru dön. Bu elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.”

Ayetlerde Mescid-i Haram’a fiili olarak bir dönüş olduğu açıktır. Farklı bir yöne dönmekten bahsediyor ve bunu söylerken doğu ve batıyla yani yönlerle ilişki kuruyor. O zaman şunu sormalıyız: Neden Müslümanlar fiili olarak Mescidi Haram’ a yöneliyorlardı? Eğer namaz içinse bir açıklaması var. Namaz için değilse neden?

Salat’ ın namaz olmadığını iddia edenler bu aşağıdakilere de cevap vermek zorundadır.

Abdestsiz yardımlaşılamaz
Tehlike anında binek üstünde yardımlaşılabilir.
Alında yardımlaşma izi çıkabilir
Yardımlaşmak belirli vakitlerde yapılabilir
Yardımlaşma Kıbleye dönmek gerekir
Peygamber her gece uykudan kalkıp yardımlaşırdı.

Bir de Kur’an-ı Kerim’de 5 Vakit namazın olmadığından bahsedenler vardır, bir de bunlara cevap verelim.

Şimdi 5 vakit namazın 5’ nin de Kur’an’ da olduğunun deliline bakalım.

İsra suresi 78nci Ayet: “Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.”

Hud Suresi 114ncü Ayet: “(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.”

Rum Suresi 17nci Ayet: “Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ı tespih edin”

Rum Suresi 18cni Ayet: “Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin.” 

Taha Suresi 130ncu Ayet: “O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın”

Aslında bu ayetlere eklenecek ayetler bile var, ancak burada ayetler ile toplam’ da 5 vakit namaz ortaya çıkmaktadır. Daha fazla izaha da gerek yoktur.

Hz.Adem’ den Hz.Muhammed (sav) e kadar 5 vakit olduğu deliline bakalım.

Beyyine Suresi 1nci ayetinden 3ncü ayetine: “Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah’a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi. Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir. O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.” Yani Allah’ın ayetleri, Allah’ın kitapları okunmadan o toplumda çözülme olmayacaktır. Allah’ın kitaplarını okuduğunuz zaman tıpkı bir çamaşır suyunu kirin üzerine dökmek gibi kirin çözüleceği gibi o toplumdaki yanlış inançlarda çözülmeye başlamıştır. Özellikle batıl inançlar çözülecektir. Bugün bizim toplumumuzda olduğu gibi. Eğer ki bizler Kur’an-ı Kerim’i gerçek ve tek rehber olarak elimize alır, okur ve uygularsak bizlerde de çözülme yaşanacaktır. Ne mutlu ki bunu etrafımda görmeye başladım, inşallah bu giderek yayılır.

Beyyine Suresi 4ncü ayeti: “Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.” Yahudiler ve Hıristiyanlar ne zaman parçalandılar? Tabii ki Kur’an-ı Kerim geldiği zaman oldu. Peki bu kitap onlara ne emrediyordu?

Beyyine Suresi 5nci ayeti: “Halbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.” Sadece Allah’ın dinini tatbik etmelerini, Kilisenin ve ya Havranın dinini tatbik etmemelerini söylemiştir. Ve şu namazı kılmaları emredilmiştir, zekat vermelerini istemiştir. Buradaki ayette genel hüküm verilmiştir. Yani ilk peygamberden son peygambere kadar bilinen ve bilinmeyen tüm peygamberlere Allah’ın dininin tatbik edilmesini, sadece Allah’ a kul olunmasını, namazı kılıp zekatı verilmesi emredilmiştir. Çünkü Ey Muhammed diye bahsetmiyor bu 4 ve 5nci ayet grubunda. Burada genel kurallar verilmiştir.

Örneğin Taha Suresi 14ncü ayette Allah Hz.Musa’ya: “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” Çünkü namaz ibadeti namaz sırasında okunan ayetlerin kıraat ile yani anlayarak idrak ederek okuyacak ve okuduklarından çıkarımları ile Allah’ a kulluk edecek. Namazın özü budur.

Hud Suresi 114ncü Ayet: “(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.”

İsra suresi 78nci Ayet: “Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.”

Lokman Suresi 17nci ayet: “”Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.””

Bize verilen emir de bizden önce gönderilmiş tüm peygamberlere de gönderilen emir “Şu Namazı Kıl”. Yani Hz. Musa’ ın (as) kıldığı namaz ne ise, Hz. Nuh’ un (as) kıldığı namaz ne ise, Hz. Adem’ in (as) kıldığı namaz ne ise, son peygamberimizin kıldığı namaz da odur. Cebrail (as) Peygamber efendimize (sav) iki gün namaz kıldırmıştır ve sonunda namaz vakitlerini göstermek için “İşte bunlar senin ve senden önceki peygamberlerin namaz vakitleridir.” Namazlar bu vakitler arasında icra edilmiştir. Yani aslında bu açıklama ile de güya Miraç’ ta Peygamber efendim Allah-u Teala ile namaz pazarlığı yaparak namazı 50 vakitten 5 vakte indirdiğini de çürütmüş olmaktayız. Miraç olayı olmuştur, hem de birkaç defa olmuştur, ancak anlatıldığı gibi bedenen değil ruhen olmuştur ve orada bir pazarlık söz konusu olmamıştır. Kur’an-ı Kerim bunu açık, seçik ve sarih olarak bunu bize anlatmaktadır. Diğer rivayetler Kur’an ile çelişiyorsa Peygamber efendimizin söylediği söz olamaz. Peygamber efendimiz Kur’an’ ın dışında hiçbir lafız söylememiştir, çünkü Kur’an’ a kimse aykırı olamaz.

Son olarak Salât direkt olarak Namaz anlamına gelmese de Kur’an-ı Kerimde “Akimussalate” ne anlama gelmektedir, “Yukimunessalate” ne anlama gelmektedir, Tekbir ne anlama gelmektedir, “Subhaneke” ne anlama gelmektedir, Fatiha ne anlama geliyor, “rüku” ne demek, “secde” ne demek, “teşehhüd” ne demek oluyor? 14 küsur asırdır Müslüman alemi boşu boşuna mı yatıp kalkıp bu saydıklarımız ile bu vakitlerde ibadet ediyor? Namazın olmadığı nasıl iddia edilebilir ki? Namazın her detayı bile Kur’an da bulabilirsiniz. Hz. Peygamber’in örnekliği neye yarar? Ayetler geldiği zaman peygamberimiz dik durup ayakta gözlerini kapatarak dua mı yaptığını zannediyorsunuz? “Rüku edenler ile birlikte rüku’ ya var” ayetine mahzar olur Müslüman dediğin. “Secdeye kapan, Allah’a yakın ol” ayetine mahzar olur Müslüman dediğin. Kulun rabbine en yakın olduğu an secde anıdır Müslüman için. Rabbimiz bu ayetleri de mi boşuna indirdi? 5 Vakit namaz Kur’an’ da emredilmiş dini bir durumdur.

Peygamberimiz buyurmuştur ki: “Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız öyle kılın” Yine peygamber efendimizin ağzından dökülen Subhaneke duasını bile parça parça Kur’an-ı Kerim’ de olduğu da bilinmektedir. “Sübhânekellâhümme” Yunus suresinde, “vebihamdike” Nasr suresinde, “vetebarekesmüke” Rahman suresinde, “vetaalaceddüke” Cin suresinde, “velailahegayruke” A’raf suresindedir. Bu güzel sözler ile Peygamber efendimiz yine yapılması güzel olan namazın başında söylenen güzel bir dua olarak yerleştirmiştir.

Namaz bireyin ve kulun Allah’ın ve Yaratıcısının huzurunda esas duruşudur, bu duruş sadece namaz kıldığı esas duruşu değildir, her iki namazın arasındaki duruşunu da ayarlaması gereken bir duruştur. Namaz geçmişe dair bir beyan geleceğe dair bir söz veriştir. Namaz adamı Adam yapandır. Allah’ın huzurunda günde beş defa “Yarabbi senin emirlerine amadeyim, istediğini yaptım ve yapmaya devam etmeye de kararlıyım” söz verişinin adıdır. Namaz Allah ile buluşmanın adıdır. Namaz kul ile Allah’ın arasına başkasını sokmayacağı muhteşem bir ibadettir, ki Fatiha’ da “(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” deriz.

Namazın olmadığını söylemek bu anlattıklarımız sonunda çöktüğüne eminiz. En son yine Kur’an-ı Kerim’den bir mesaj ile bitirmek istiyorum. Ankebut Suresi 45nci Ayet: “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” Selam ile…

Tolga KARAGÖZ

www.analizvakti.com sitesinden alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder